ABD’li kardiyolog Robert Atkins tarafından geliştirilen Atkins diyeti, vücuttaki insülin oranının ani yükseliş ve düşüşlerini engelleme prensibine dayanıyor. Dr. Atkins’in ilk kitabını 1993 yılında bastığında diyette yüksek protein, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ prensiplerini savunmuştu. Dr. Atkins’in iddiası ise şöyleydi: Yüksek protein, yağ ve düşük karbonhidrat ile vücuttaki yağ oluşumu engellenmektedir. Düşük oranda karbonhidrat tüketimi ise vücuttaki insülin üretimini düşürür. Bu sayede kişinin aşırı yeme isteği ortadan kalkar. Ancak bu durum çok da doğru sayılmaz. Neden mi?

  1. Aşırı yağ tüketimi zamanla kişinin kilo almasına neden olur.
  2. Sanılanın aksine insülinin obeziteye neden olması gibi bir durum söz konusu değildir. Tabi obez kişilerde insülinin artışı normaldir.
  3. Düşük miktarda karbonhidrat tüketimi iştahı engeller, ketozise yol açar. Ancak ketonların kanda fazla bulunması sağlıklı bir durum değildir, hatta oldukça tehlikelidir.
  4. Ne yazık ki özellikle hayvansal kaynaklı proteinler doymuş yağ ve kolesterol açısından risklidir. Uzun vadede, aşırı tüketimi kalp hastalıklarını tetikler.
  • Kısa dönemde: Düşük karbonhidrat ve yüksek protein kilo verimini hızlı bir şekilde sağlamaktadır.
  • Uzun dönemde: Alınan aşırı protein bir süre sonra böbreklere fazla yük bindirmektedir. Keton oluşumu da sağlığı olumsuz yönde etkiler. Sıvı ve elektrolit dengesinde bozukluklara neden olur. Bu yüzden de kalsiyum atımı meydana gelmektedir.

 

Rabia Yoran
Takip edin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp