PREBİYOTİK LİF: İNÜLİN

İnülin, birçok bitkide bulunan çözünebilir bir liftir. Karbonhidratlar sınıfına ait olan inülin, bağırsaklarda sindirilmeyecek şekilde birbirine bağlanmış früktoz molekülleri olan fruktan olarak da bilinir.

İnülinin sağlığa pek çok yararı bulunmaktadır.

  • İnülinin sindirim sağlığını iyileştirici etkisi vardır. Bağırsaklarımızda yararlı ve zararlı pek çok bakteri yaşamaktadır. İnülin, bağırsaklardaki doğru bakteri dengesini sağlayarak sağlıklı olmayı ve hastalıklardan korunmamızı sağlar.
  • İnülin kabızlığı gidermede yardımcı olur.  İnülin bu etkiyi bağırsak hareketlerini arttırarak ve daha iyi dışkı kıvamı sağlayarak yapmaktadır.
  • Birçok çalışma inülinin kilo vermeye de yardımcı olduğunu göstermektedir. İnülin alımı ile açlık hormonlarının azaldığı ve doygunluk hissinin arttığına dair çalışmalar bulunmaktadır.
  • Bazı çalışmalar, inülinin diyabet ve prediyabetli kişilerde kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini göstermektedir.
  • İnülin ayrıca kalp sağlığını destekler. Kandaki trigliserit ve LDL kolesterollerini düşürücü etkisi vardır.
  • Mineral emilimini ve kemik sağlığını iyileştirici etkisi vardır. Birkaç çalışma inülinin kalsiyum ve magnezyum emilimini artırabileceğini ve çocuklarda kemik mineralizasyonunu artırabileceğini göstermektedir.
  • Ayrıca inülin, kolon kanserinin önlenmesine yardımcı olabilir. Hayvan çalışmaları, inülinin bağırsak iltihabını azalttığını ve prekanseröz hücrelerin büyümesini azalttığını göstermiştir.
  • İnülin, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı dahil olmak üzere enflamatuar barsak hastalıklarına karşı da yarar sağlayabilir.
  • Görüldüğü gibi inülinin bağırsak sağlığından kilo vermeye kadar pek çok yararı bulunmaktadır. Bu nedenle beslenmemizde inülin kullanımına yer vermemiz gerekmektedir.

Peki, inülin nelerde bulunur ve biz nasıl kullanabiliriz?

Doğal olarak birçok bitki az miktarda da olsa inülin bulundurur ve inülin içeren bitkiler yıllardır kullanılmaktadır. Bazı bitkiler ise inülinin çok iyi kaynağıdır. Bunların başında: kuşkonmaz, hindiba kökü, yacon kökü, sarımsak, yer elması, Meksika turpu ve soğan gelmektedir.

Ancak inülinin ticari kullanımı da mevcuttur. Yapay olarak üretilen inülinler ilave formda, protein barlarda, yoğurtlarda ve diğer ürünlerde bir bileşen olarak bulunur.

Tüm inülin tipleri çoğu insan için güvenli olsa da, bazılarının yan etkilere neden olma olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle, inülin kullanımına diyetinize düzenli olarak yavaş yavaş inülin bakımından zengin yiyecekler ekleyerek başlayabilirsiniz.

DEMİR EKSİKLİĞİNDE NASIL BESLENMELİ?

Haftaya ve güne enerjik uyanamıyor, gün içinde halsiz, yorgun hissediyorsanız bunların sebebi vücudunuzda demir mineralinin eksikliği olabilir.

Demir eksikliği, vücudun demir ihtiyacının artması ya da demirin iyi emilim gösterememesine bağlıdır. Demir minerali kanda bulunan alyuvar hücrelerinin üretiminde kullanılır. Demir eksikliği ise bu hücrelerin sayısında azalmaya neden olur. Bu hücrelerin azalması halsizlik ve yorgunluğa neden olur.

Demir eksikliği anemisi en sık doğurganlık çağındaki kadınlarda, bebek ve çocuklarda görülmektedir. Dünya sağlık örgütünün tahminlerine göre Türkiye’de okul öncesi çocuklarda kansızlık %32,6, hamile kadınlarda %40,2, hamile olmayan doğurgan çağdaki kadınlarda %26,3 oranındadır. Bu oranlar ülkemizde Demir eksikliği anemisinin sıklıkla görüldüğünü göstermektedir.

Peki demir eksikliğinin belirtileri nelerdir?

-Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi

-Nefes almada güçlük

-Bulanık görme, uykusuzluk, titreme, iştahsızlık

-Deride, göz kapaklarının iç kısmında ve avuçta solukluk

-Çarpıntı

-Bacaklarda ödem

-Kaşık tırnak

-Pika (buz ve toprak yeme)

Eğer bu belirtilerden en az bir tanesine sahip iseniz doktorunuza danışıp kan değerlerinize baktırmalısınız.

Demir eksikliği tedavisinde doktor tarafından belirlenen ilaç tedavisi düzenli olarak uygulanmalı, bu tedaviye demir mineralinden zengin besinlerle destek verilmelidir. Demir eksikliğinde ilaç takviyesine ek beslenme de çok önemlidir.

Demir birçok besinde doğal olarak bulunmaktadır. Demirin en iyi kaynakları, kırmızı ve beyaz etler, sakatatlar, yumurta, tahıllar, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, ceviz, yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzelerdir.

C vitamini demir emilimini arttırmaktadır. Bu nedenle özellikle yemeklerle birlikte domates, mandalina, maydanoz, brokoli, kivi, portakal türünden bir C vitamini kaynağı tüketmek gerekir.

Özellikle demir içeren bitkisel besinlerin etkisini arttırdığı için; Kahvaltıda, yumurtayla birlikte maydanoz tüketilmelidir. Ana öğünde et, tavuk, balık yanında bol limonlu salata yenmelidir. Ara öğünde ise badem, ceviz ile kivi birlikte tüketilmelidir.

Demir emilimini azaltan besinlerin tüketimine de dikkat edilmelidir. Demirden zengin besinlerle birlikte kalsiyum kaynağı süt, yoğurt gibi besinler tüketilmemelidir. Kahve demir emilimini %39 oranında, çay ise %87 oranında azaltmaktadır. Bu nedenle yemeklerle birlikte çay, kahve tüketilmemelidir.

Demir eksikliğini önlemek için günlük demir alımına ve demir emilimine dikkat edilmelidir.

KANSERLE SAVAŞAN BESİNLER

KANSERLE SAVAŞAN BESİNLER

Sağlıklı beslenerek hastalıkları önlemek mümkün.Sağlıksız beslenmek ise kanser oluşma riskini yüzde 30 oranında artırabiliyor. Kanserden korunmak için öncelikle bütün besin gruplarını yeterli ölçüde içeren karışık beslenme tarzını benimsemek şart.

Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise kanserle savaşan besinleri beslenmede yer vermek gereklidir. Bazı besinler kanser hücrelerini vücuttan uzaklaştırmada yardımcı olurlar.

İşte kanserle savaşan besinler

KÜKÜRTLÜ SEBZELER;

Brokoli, lahana ( kırmızı, beyaz, kara, yer, çin), karnabahar, brüksel lahanası, pazı, turp çeşitleri, şalgam, hardal yeşillikleri, su teresi, yabani havuç kükürtlü sebzelerdir. Bu besinler içerdikleri sülforafan adlı fitokimyasal sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirici, enfeksiyonlardan koruyucu etki gösterirler.

KURU BAKLAGİLLER;

Kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek ile soya fasulyesi gibi kuru baklagiller hem iyi birer bitkisel protein kaynağı hem çok iyi bir posa kaynağı hem de içerdikleri fitokimyasallar sayesinde çok iyi bir kanser savaşçılarıdır. Kanser riskini azaltmak için kuru baklagillere haftada 2-3 kez sofranızda yer verin.

ÜZÜMSÜ MEYVELER

Çilek, böğürtlen, ahududu, yaban mersini, dut, üzüm, kızılcık, kiraz ve vişne gibi üzümsü meyveler vücut hücrelerini serbest radikal hasarından koruyan bileşikleri içerirler.

BAHARATLAR

Baharatlar doğru miktarda ve doğru besinlerle buluştuğunda hem yemeğin lezzetini hem de besleyici özelliğini arttırıyorlar. Antioksidan özellikleri sayesinde kanser hücrelerinin yok edilmesine yardımcı olurlar.

KAROTENOİDLER

Karotenoidler vücutta oluşan ve dışarıdan alınan kanser yapıcı re aktif türlerini etkisizleştirerek kanser oluşum riskini azaltırlar. Karotenoidler koyu turuncu, sarı, yeşil ve kırmızı sebze ile meyvelerde bulunur

OMEGA-3

Omega-3 yağ asitlerinin tümör oluşumunu geciktirdiği ile ilgili çalışmalar var. Balık omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir kaynaktır.

PREBİYOTİKLER

Prebiyotikler, bağırsaktaki dost bakterilerin besin kaynağını oluşturuyor. Dost bakterileri besleyen besinler aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor ve bu sayede kanser öncüsü hücrelerin oluşumunu engelliyorlar. Enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz, soğan, sarımsak muz, yer elması, hindiba, buğday kepeği, tam tahıllı ürünler ve kuru baklagiller prebiyotik besinlerdir.

SİYAH VE YEŞİL ÇAY

Hem siyah çay hem de yeşil çay yapısında güçlü bir antioksidan olan polifenolleri içerir. Kanser riskini azaltmak için günde 1-2 fincan yeşil çay veya 3-4 fincan siyah çay tüketmek gereklidir. Ancak sıcak içecekler yemek borusu kanser riskini artırdığı için çayın çok sıcak olmamasına dikkat edin, küçük yudumlar halinde keyfini çıkararak içmeye özen gösterin.

KURUYEMİŞLER

Ceviz, fındık, fıstık, badem, brezilya fıstığı ve kaju fıstığı gibi sert kabuklu kuru yemişler magnezyum, selenyum ve E vitamini gibi antioksidan özelliği sayesinde kanser riskini azaltır.

Whatsapp