BESİN ALIMINI ETKİLEYEN ETMENLER

Fizyoloji, çevresel etkiler ve geçmiş tecrübelerin tamamını göz önünde bulunduran kişi, tüketeceği besinleri ona göre seçmektedir. Özellikle yaşam biçimi, besin seçimi ve beslenme alışkanlıkları üzerinde oldukça etkilidir.

Gelin besin alımımızda nelerden etkileniyoruz birlikte bakalım.

  1. Tat

Genel olarak insanların tatları veren maddeleri tanıma eşikleri benzer olsa da bu eşiklere verilen yanıtlar farklıdır. Yaş, cinsiyet, hastalık durumu, genetik, psikoloji, sosyokültürel farklılıklar, alışkanlıklar ve ortam gibi faktörler farklılığa sebep olur.

Kişinin açlık ve ruhsal durumu da tadı algılama üzerinde etkili olmaktadır. Açlık, fizyolojik bir dürtüdür. Özellikle genç bireylerde acıkma ve herhangi bir besini canı isteme durumu besin seçimini üzerinde önemli bir faktör olarak yerini almaktadır. Açlık durumunda tüketilen besinin tadı daha iyi algılanmaktadır.

Ayrıca enerji yoğunluğu daha yüksek besinler düşük enerjili besinlere göre daha lezzetli gelebilmektedir.

  1. Besin Etiketleri

Daha sağlıklı gıdaları belirtmek için yeşil etiketler kullanılırken sağlıksız seçenekleri belirtmek için ise kırmızı renk kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalar etiketteki kırmızı renk besinlerin sağlıksız olduğunu düşündürüp tüketimini azaltırken yeşil renk ise sağlıklı bir izlenim sunarak tercih üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

  1. Deneyimler

Besin seçimleri yaşamın erken dönemlerinde oluşmaya başlar. Çocukluk çağındaki deneyimler, bu deneyimlere bağlı gelişen pozitif veya negatif sonuçlar, besinlere maruz kalma ve genetik nedenlerin bir araya gelmesi besin seçimlerinin oluşmasında etkili olmaktadır. Herhangi bir besini önceden bilme durumu kabul veya red durumunu etkilemektedir. Bir çalışmaya göre bireyler çocukluktan bu yana tükettiği besinleri daha çabuk kabul etmiş ve tüketim oranları daha yüksek bulunmuştur.

  1. Psikolojik Faktörler

Bireyin geçmişi, yaşam şartları, benlik algısı tüketilecek besinlerin kişiden kişiye göre değişmesine neden olur. Yeme davranışı, serotonin başta olmak üzere kompleks nöral mekanizmaların kontrolündedir. Kişinin özellikle karbonhidrat alımı sonrası salgıladığı serotonin kendini mutlu hissettirir. Besin eğilimini bu şekilde geliştirir.

Yemek seçimi üzerinde anksiyete, neşe, üzüntü, öfke, depresyon gibi farklı duyguların etkisi oldukça fazladır. Çalışmalar; stres, depresyon, yorgun hissetme durumlarında yeme miktarında artma, korku, gerilim ve ağrı sırasında azalma olduğunu göstermektedir.

Bireyler sakinlik içeren, huzur buldukları ortamlarda yemek yemeyi daha çok tercih etmekte ve besin tüketimleri daha çok olmaktadır.

  1. Sağlık

Herhangi bir nedenden ötürü oluşan alerji bireyin yiyecek tercihini sınırlandıran bir neden olabilmektedir. Vücuduna zarar verebileceğini düşündükleri besinleri reddetme eğiliminde olabilirler.

Kişiler bir sağlık sorunu bulunmasa bile ileriye dönük zararları olabileceğini düşündüğü besinleri de tüketmeme durumu gösterebilmektedir.

  1. Kalori Bilgisi

Çalışmalar; besinin enerji içeriğinin bilinmesinin yeme miktarını ve enerji alımını azalttığını göstermektedir.

  1. Sosyoekonomik Durum

Yapılan çalışmalar; düşük sosyoekonomik düzeye sahip olanların dengesiz bir diyet tükettiği ve sosyoekonomik durumu yüksek olanlara göre beslenme sorunu açısından daha büyük risk altında oldukları gözlemlenmiştir.

Düşük sosyoekonomik düzeye sahip ailelerin bireylerinde yüksek sosyoekonomik duruma sahip bireylere göre daha düşük oranda protein ve yağ tüketimi bulunurken daha yüksek oranda karbonhidrat alımı olmaktadır. Ancak, yüksek gelirli ailenin çocuklarında sağlıksız beslenme düzeni daha yüksek olasılıkla gözlenmektedir.

Tabiki besin alımı üzerinde daha birçok etki bulunmaktadır. Gelecek yazımızda besin tüketimini etkileyen faktörlere devam edeceğiz.

Takipte kalmayı unutmayın.

PROTEİN TOZLARINA İHTİYACIMIZ VAR MI?

Proteinler sağlıklı beslenmedeki, özellikle sporcu beslenmesindeki önemini hepimiz biliyoruz. Ancak kas gelişimi için sadece protein ya da aşırı protein tüketimi çok da doğru değil. Doğru bir beslenme programı ile kasları geliştirmek mümkün.

Günlük beslenmemizde normal bireylerin kilogramı başına 1 g protein alması gerekirken sporcularda bu miktar 1.5 grama kadar çıkabiliyor. “Günlük ihtiyaç doğal yollarla karşılanamaz duruma geldiğinde ise dışarıdan destek almak gerekiyor. “

  • Ne yazık ki her şeyde olduğu gibi fazla tüketilen protein de yağ olarak depolanmaktadır.
  • Alınan fazladan protein karaciğer ve böbreklere yük bindiriyor.
  • Kandaki artan asit düzeyi sonucunda nötralize etmek isteyen vücut kemiklerden kalsiyum çeker. Bu da kemik zayıflıklarına neden olur.
  • İlaçlar etkileşime girerek emilimlerini azaltabilirler.
  • Araştırmalar çoğunun içerisinde ağır metal içerdiğini göstermektedir. Uzun vadede ve yüksek dozda kullanımı organlara zarar vermektedir. Size zarar veren protein tozu kullanmak değil, yanlış kullanmaktır.
  • Yüksek protein düşük karbonhidrat diyetleri kısa vadede iyi gibi görünse de uzun vadede ciddi zararları bulunmaktadır. Keton oluşumu ve birikimi bazı hastalık gruplarına zarar verse de sağlıklı bireylerin enerji metabolizmasını bozacaktır.

Eğer spor yapmak istiyorsanız ama nasıl besleneceğinizi bilemiyorsanız kulaktan dolma bilgilere inanmadan bir uzmana danışmanızda fayda var. Bırakın diyetisyeniniz size en uygun beslenme örüntüsünü oluştursun ve siz de sağlıkla yaşamanın keyfini çıkartın.

Ödemden Nasıl Korunuruz?

İnsan vücudunun yaklaşık %4-5’ lik kısmı minerallerden oluşmaktadır. Yaşamın sağlıklı bir şekilde devam ettirilebilmesi için dengede ve yeterli seviyede bulunmaları gerekmektedir. Hücre çalışmasında hayati öneme sahip olan minerallerin başında kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, klor, magnezyum, manganez, kükürt, demir, bakır, iyot, çinko, flor, kobalt, krom, selenyum, molibden gelmektedir. […]

Geçirgen Bağırsak Sendromu

Sindirim sisteminin merkezi olan ve ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsakların sağlığı, tüm metabolizma üzerinde etkilidir.

Bağırsağın aşırı geçirgenliği olarak tanımlanan sendrom var ki vücuttaki tüm sistemleri olumsuz etkileyerek pek çok belirtinin de aynı anda ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Tıpta ismi “leaky gut” olan ve dilimizde  “geçirgen bağırsak” veya “sızdıran bağırsak” olarak anılan bu rahatsızlık son yıllarda karşımız fazlasıyla çıkmakta. […]

Whatsapp