NEDEN KIŞIN KİLO ALIRIZ?

Çoğumuz yazın daha rahat kilo verse de kışın bu kiloları hep aldığını söyler. Peki bir dönem rahat geçerken sizce neden kışın daha çok zorlanırız?

Bunun sebepleri aslında şöyle;

  • Vücut ısısının korunabilmesi için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan metabolizmamız kişiye daha çok besin tüketmesi için uyarılar gönderir. Dengeyi kuramamak sonucunda da aldığımız kaloriler bize kilo olarak geri döner.
  • Kısa gün uzun gece kişilerin yeme düzenini bozmaktadır. Atlanan öğünler düşen kan şekeri nedeniyle daha karbonhidrat ağırlıklı beslenmenize neden olurken bu beslenme düzeni ise genelde akşama yığılmaktadır.
  • Fayda görülen güneş ışığı maruziyeti azalır. Bu durum hem “D vitamini” açısından problem yaratarak metabolizmanızı yavaşlatır. Hem de düşük D vitamini depresifliğe de neden olduğu için besin tüketiminizi arttıracaktır.
  • Havanın serinlemesi ile birlikte alınan sıvı da azaldığı için yine metabolizmada yavaşlamalar görülmektedir.
  • Egzersizin sıklığında ve/veya süresinde görülen azalmalar alınan fazla kalorilerin de yakılmasına engel olmaktadır.
  • Giydiğimiz bol ve kalın kıyafetler alınan kiloyu saklamanıza yardımcı olduğu için gerçekler ile yüzleşmenizi de zorlaştıracaktır.

Ancak şimdi şahane bahar aylarına geldik. Sırada alınan bu kiloları vermek var. Ancak yazın verdiğiniz kiloları tekrar almak istemiyor hatta daha da vermek istiyorsanız dikkat edeceğiniz ufak noktalar ile kışın da bu mümkün.

Unutmayın, sağlıklı beslenmenin mevsimi olmaz.

Detoks nedir? Ne değildir?

Detoksifikasyon kelimesinin kısaltılışı olan detoks, “toksinlerden arınma” anlamına gelmektedir.

Normalde vücuda alınan toksik ve zararlı ögeleri temizleme konusunda vücudumuz şahane bir makinedir. Bu işlem özellikle gece ve sabahın erken saatlerinde çok daha yoğun çalışmaktadır. Cilt, solunum sistemi, bağışıklık sistemi, bağırsaklar, karaciğer, böbrekler bu makinemizin şahane parçalarıdır. Ancak, modern yaşam etkisi ile beraber soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz besinler, günlük hayat stresi kişiyi içinden çıkılamaz bir duruma getirmektedir. Ilerleyen yaş ile beraber ise bu sistem zorlanmaya başlar.

Beslenme ve yaşam şeklini toksik öğelere en düşük düzeyde maruz kalacak şekilde değiştirip hücre ve organlarımızın detoksifikasyon kapasitesini artıracak şekilde yaşamak en doğru ve kalıcı çözüm olacaktır. Ancak bunu uygulamak günümüz şartlarında zorlayıcı olabildiğinden “dönemlik detoks programları” geliştirilmiştir.

Detoksa ihtiyacınız var mı?

  • Sabahları yorgun ve uykunuzu almamış uyanıyorsanız,
  • Ödem, gaz, kabızlık ve şişkinlik şikayetleriniz sık olmaya başladıysa,
  • Uzun zamandır kabızlık veya ishal sorunu yaşıyorsanız,
  • Yoğun strese maruz kalıyorsanız,
  • Son dönemde hayatınızda alkol, sigara gibi toksik öğeler fazlaysa,
  • Yüksek miktarda yağlı ve şekerli besinler tüketiyorsanız,
  • Tüm yolları denemenize rağmen kilo veremiyorsanız,

detoksa ihtiyacınız var demektir.

Detoks programlar nasıl uygulanır?

En doğru ve sağlıklı olan az toksik öğeye maruz kalmak olsa da detoks programları bazı durumlarda uygulanabilmektedir. Farklı amaçlar için farklı şekilde hazırlanan programlar bir diyetisyen tarafından kişiye özgü planlanmalıdır.

Genel olarak uygulanan detoks programında yapılması gerekenler,

  • Öğünlerin içeriği ve yeri değiştirilmemelidir.
  • Tuz minimum seviyede tutulmalı hatta kaldırılmalıdır.
  • Aşırı kafein alımından kaçınılmalıdır.
  • Uyku düzenine dikkat edilmelidir.
  • Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmelidir.
  • Günlük egzersizlere mutlaka devam edilmelidir.

Kimler detoks yapmamalıdır?

  • Hamileler ve emziren anneler
  • Aşırı şişman ve aşırı zayıf kişiler
  • Tansiyon, şeker gibi kronik rahatsızlığı bulunanlar,
  • Yeni ameliyat geçirmiş olanlar,
  • Çocuklar ve yaşlılar,

detoks programı uygulamamalıdır.

Detoks ne değildir?

Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz detoks, zayıflama odaklı düşünülse de ilk etapta zayıflama odaklı kullanılmamalıdır! Kısa vadede kolay kilo vermeyi sağlasa da uzun vadede,  yetersiz kalori alımı ve protein azlığı nedeniyle kas ve sıvı kayıplarına neden olabilir. Sadece detoks programı ile verilen kilolar sonrasında çok kısa sürede geri alınabilmektedir. Sağlıklı kilo vermek istiyorsanız, yeterli ve dengeli beslenmeye ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Sizin hayat tarzınıza, sevdiğiniz besinlere, fiziksel aktivitenize, “kısaca size” en uygun beslenme düzeni için bir diyetisyene danışmayı ihmal etmeyiniz.

 

Ödem nedir? Nedenleri ve Çözümleri

Vücudumuzun ~%4-5’ lik kısmı minerallerden oluşur. Yaşamın sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için dengede ve yeterli seviyede bulunmaları gerekmektedir.

Peki denge sağlanamazsa ne olur?

Hücre içi ve dışı sıvı oranı bu minerallerin dengesi sayesinde sağlanır. Eğer bu denge bozulur ve dışarıda bulunan minerallerin yoğunluğunda artış olursa hücrenin içinden dışına doğru bir “sıvı akışı” meydana gelir. “Ödem” denilen, vücudun belli bölgelerinde aşırı sıvı tutulum durumu gelişir. Çoğunlukla el, ayak ve kollarda gözlenir.

Tabi ki ödemin tek nedeni mineraller değildir.

1.Sıvının hücre içine geçişini sağlayan boşluklardaki değişimler

2.Primer hormonal bozukluklar

3.Diyetle alınan sodyum ve suyun birikimi

gibi durumlar da ödeme neden olabilmektedir.

Ödeminiz olduğunu nasıl anlarsınız?

1.Cilt altında şişlik

2.Artmış karın büyüklüğü

3.Gergin ve parlak cilt

4.Basılı tutulduktan sonra çukurlu kalan deri

5.Bacaklarda şişme

çok yüksek ihtimalle ödem sorunu yaşadığınızı gösterir.

Önlemi alınmaz ise;

  • Ağrılı şişlik
  • Yürüyüşte zorlanma
  • Kaşıntılı, gerilmiş cilt
  • Şişmiş bölgede artan enfeksiyon riski
  • Doku katmanları arasında yara
  • Azalan kan dolaşımı
  • Arterlerde, damarlarda, eklemlerde ve kaslarda esneklik azalması
  • Deri ülseri riskinde artış

gibi sonuçları olabilir.

Aslında ödemden korunmak da kurtulmak da oldukça kolaydır.

Nasıl mı?

  • En az 2-2.5 litre su için.
  • Haftada 100-150 dk yürüyüş yapın.
  • İdeal kilonuza inin.
  • Basit karbonhidrat yerine kompleks karbonhidrat dediğimiz tahılları, sebzeleri ve meyveleri tüketin.
  • Uykunuzu düzene sokun, 6-8 saat uyuyun.
  • Tuz tüketimini sınırlandırın.
  • Mümkün oldukça stresten uzak durun.
  • Asitli ve şekerli içeceklerden uzak durun.
  • Aşırı kafein tüketiminde bulunmayın.
  • Günde 2 fincan bitki çayı tüketin.

Ancak aman dikkat! Belli sağlık sorunları da ödeme neden olur. Bu nedenle geçmeyen ödem durumu yaşıyorsanız muhakkak bir uzmana danışmayı ihmal etmeyin.

Diyette Doğru Bilinen Yanlışlar

Beslenme; büyüme, gelişme ve yaşamın sürdürülmesi için besinlerin kullanılması anlamına gelmektedir. Temel olarak insan gereksinmesi olan besin öğeleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitaminler, mineraller ve sudur. Bu gereksinme miktarları; yaş, cinsiyet, içinde bulunulan fizyolojik duruma göre farklılık gösterir.

Yeterli beslenerek vücudun yaşamını ve çalışmasını sürdürmesi için gerekli olan enerjiyi vücuda almış olursunuz. Dengeli beslenerek ise enerjinin yanısıra bu besin öğelerinin hepsini gereksinmesiniz doğrultusunda karşılayabiliyorsunuz.

Beslenme düzeniniz size göre yeterli ve dengeli değilse birtakım sağlık sorunları ile karşılaşabiliyorsunuz. Bu nedenle vücudu optimal seviyede tutabilmek için yeterli ve dengeli beslenme esas amacınız olmalıdır.

Peki, ideal kilo nedir?

Kilomuzun boyumuza ve yaşımıza göre ne durumda olması gerektiğini gösteren değere “Beden Kütle İndeksi (BKI)” diyoruz. Bu hesap kilomuzun boyumuzun karesine bölünmesiyle (kg/m2) hesaplanmaktadır. Buna göre;

  • 25-29.9 hafif şimman
  • 30< obezite

durumunu göstermektedir.

Peki tek başına ne kadar anlamlı bir ölçüdür?

Aslında hastalıkların temelinde yatan ve bize kendimizi rahatsız hissettiren esas şey kilomuz değildir. Kilomuzun büyük çoğunluğunun yağdan geliyor olmasıdır. Diyet süreciniz boyunca da en büyük hedefiniz yağ kaybediyor olmalıdır ki sağlıklı bir şekilde zayıflamış olabilin.

Fazla kilo bize ne yapar?

  • Eklemlerdeki baskı artacağı için ağrı,
  • Kas hareketlerinin veriminin azalması,
  • Organların işlevsel bozukluğu,
  • Kronik hastalık riskinde artış,
  • Özgüvende azalma,

gibi olumsuz sonuçlar meydana gelebilir.

Hemen hemen herkes diyet sürecinin çok zorlu olduğundan bahseder. Kimisi istediği sürede kilo veremezken kimisi de hedef kilosuna ulaşmakta sıkıntı yaşar.

Peki bunun sebebi ne olabilir? Neredeyse kusursuz ilerlediğinizi düşünmenize rağmen tartı sizle aynı fikirde değilse gelin neyi yanlış yapıyoruz hep birlikte bakalım.

  1. Şok diyetler

Şok diyetler,  kısa sürede çok yüksek kilolar vermenizi sağlıyor olabilir. Ancak, aman dikkat! Bu süreçte ciddi sıvı ve kas kayıplarına neden oluyor olabilirsiniz. Bu diyet örüntüleri bırakıldığı anda size çok daha hızlı, yüksek ve yağ olarak geri dönecektir. Sağlıklı kilo verip vermediğinizi anlamanız ise çok kolay. Eğer ilk olarak yüzünüzde, göz altlarınızda bir çökme meydana geliyorsa sıvı ve kas kaybediyorsunuz demektir. Sağlıklı kilo verimi bedenden başlar. Ilk olarak bedensel küçülmeyi gözlemliyor olmanız gerekir.

  1. Kahvaltısız diyetler

Güne metabolizmayı uyararak doğru bir kahvaltıyla başlamak önemli. Günün geri kalanında daha enerjik ve daha az tatlı ihtiyacı için bu öğün şart. Araştırmalar güne kahvaltı ile başlamayan kişilerin çok daha yüksek kalori aldıklarını ve yağ ağırlıklı beslendiklerini göstermektedir.

  1. Ara öğünsüz diyetler

Optimal kan şekeri seviyesini koruyabilmek için ara öğünler mutlaka diyette bulunmalıdır. Bu sayede ana öğünlerde fazla tüketim riskini azaltırken gün boyu da metabolizmanızı aktif tutabilirsiniz. Ara öğün yapılmadığında meydana gelen uzun açlık durumları vücudun depolama eğiliminde olmasına neden olmaktadır.

  1. Düşük yağlı/kalorili ürünleri çok tüketmek

Bu gruplar ne yazık ki kalorileri sıfırlanmış gruplar değillerdir. Sadece normal besinlere göre kalorisi “azaltılmıştır”. Porsiyona dikkat etmemek yüksek kalori almanıza neden olur. Bunun dışında tadı ve raf ömrünü iyileştirebilmeek adına daha yüksek katkı maddedi ve tatlandırıcı içermektedirler.

  1. Az su tüketimi

Su vücudun yakıtıdır. Metabolizmanın uyarılması ve yağ yakımının hızlanmasında önemi büyüktür. Yetersiz su tüketimi sindirim enzimlerinin ve bağırsakların çalışmasını yavaşlatır. Bu durum da tartıya kilo olarak yansımaktadır.

  1. Süt grubu olmayan diyetler

Araştırmalar diyette gereksinmenin altında alınan kalsiyumun yağın yapımını arttırdığını göstermektdir. Yağ yakımı sağlamak istiyorsanız diyetinize süt ve süt ürünlerini eklemeyi ihmal etmeyin.

  1. Her gün tartılmak

Bir gün öncesinde kaçırdığınız ufak bir tatlı, küçük bir tuzlu bisküvi, duygu durumundaki değişim, tartının kalibrasyonu, fiziksel aktivitenin azalması hatta belki artması, regl öncesi, sınav stresi gibi durumlar tartıdaki sonucu değiştirebilmektedir. Bu da vücudunuzu ekstra strese sokarak “kortizol” salgılanmasına neden olmaktadır. Kortizol hormonu, yağ yakımınızı engellerken vücudun ödem tutmasına neden olur. Tartıdaki olumsuz sonuç mtivasyonunuzu kaybetmenize neden olabilir.

  1. Gerçekçi olmayan hedefler

Kısa sürede yüksek yağ yakımı beklentisi kişiyi sonrasında mutsuz ederek motivasyonunu düşürür. Bilinçli hedefler diyete uyumu ve inancı arttıracaktır.

  1. İçecek dikkatsizliği

Mideyi doldurması için içilen bilinçsiz tüketimler boş kalori alımını arttırır.

Kısaca, işin uzmanına danışarak yolunuzu çizmeye çalışın. Size en uygun beslenme düzenini oluşturacağından şüpheniz olmasın.

En güçlü antioksidan: Glutatyon

Glutatyon; glutamat, sistein ve glisin aminoasitlerinden oluşan, en güçlü antioksidan olarak bilinen bir moleküldür. Doğal olarak vücudumuzda olsa da yediğimiz bazı besinlerden ve takviye olarak vücuda alınabilir. Yaş artışı ile beraber ne yazık ki vücudumuzdaki glutatyon üretimini azalır.

Peki, glutatyonun önemi nedir?

Tükettiğimiz besinler ve hatta aldığımız nefesle dahi vücuda giren serbest radikaller, birçok hastalığa neden olabiliyor. Ancak antioksidanlar ile bu zararlı bileşiklerden korunmak mümkün. İşte tam da bu noktada glutatyon en büyük savaşcımız olarak yerini alıyor.

Kısaca; antioksidan olarak çalışan, detoksifiye işlevi gören, bağışıklık sistemini güçlendiren, hücre büyüme ve çoğalmasını sağlayan glutatyon, sağlıklı yaşam için büyük önem taşımaktadır.

Antiaging ve Glutatyon İlişkisi

Yaşlanma, doğumdan itibaren durdurulamayan ve geriye çevirilmeyen bir durum olarak karşımıza çıkar. Kişinin sağlıklı yaşamına devam edebilmesi için tüm vücut doku ve  fonksiyonları bu süreç içerisinde bozulmamalıdır.

Glutatyonun; cilt kalitesini arttırdığı, yaşlılığa bağlı gelişen cilt sorunlarını ise hafiflettiği bilinmektedir. Son araştırmalar ise, düzenli kullanılan glutatyon takviyesinin cildi koyulaştıran melanin pigmentini açık renge dönüştürdüğünü ve bu pigmentin üretimini sağlayan tirozinaz enzimini de bloke ederek cilt lekelerini hafiflettiğini göstermektedir.

Vücuttaki glutatyon nasıl artar?

Glutatyon, serbest radikallere sürekli maruziyetimiz olduğu ve yaş ile birlikte azaldığı için daima eksikliğini hissedebileceğimiz bir antioksidandır. Bu nedenle beslenme ve takviye yolları ile desteklenmelidir.

Glutatyon düzeyleri;

  • Sülfür içeren besinler

Soğan, sarımsak, brokoli, bürüksel lahanası, karnabahar

  • C Vitamini

Portakal, mandalina, çilek, kivi, biber…

  • Selenyum

Balık, ceviz

  • Bitkisel Glutatyon

Ispanak, bamya, kuşkonmaz, avokado

  • Takviye ürünler

Silmarin (Deve dikeni sütü içeriği)

Curcumin (Zerdeçal içeriği)

Whey proteini

  • Yaşam Tarzı değişikliği

Kaliteli uyku

Düzenli fiziksel aktivite

ile doğal yollardan arttırılabilir.

Takviyeler ise; tablet, sıvı ve enjeksiyon formlarda alınabilmektedir.

Whatsapp