Diyet İçecekler Çözüm Değil

Diyet içeceklerinin çözüm olduğunu sanıyorsanız, bir daha düşünün. Diyet içecek tüketimi 1960’dan bu yana yüzde 400 arttı. Bunlar kansere yol açıyor olabilir, olmayabilir fakat kilo verdirmekten ziyade kilo aldırdıklarına dair kanıtlar gittikçe artıyor. Diyet içecekleri sürekli tüketenlerin kilo alma riski %200, hafif diyabet yani metabolik sendrom riski %36 ve diyabet riski ise %67 artmaktadır. 400’ü aşkın insan üzerinde yapılan bir çalışmada günde iki gazlı içecek tüketenlerin bel çevrelerinde kalınlaşmanın, tüketmeyenlere oranla beş kat daha fazla görüldüğünü ortaya çıkardı.

Tabiat Ana’yı kandıramazsınız. Beyninizi tatlı bir şey yediğinize inandırmak metabolizmanızı bozar. Suni tatlandırıcılar, açlığı ve tokluğu kontrol eden normal hormonal ve nörolojik sinyalleri bozar. Yapılan bir deneyde, fareler suni olarak tatlandırılmış yiyeceklerle beslendiklerinde, metabolizmalarının yavaşladığı, daha fazla kalori tüketmeye başladıkları ve şekerle tatlandırılmış yiyeceklerle beslenen farelerden daha fazla kilo aldıkları orataya çıkmıştır.

Benim tavsiyem, metabolizmanızı yavaşlatmak, kilo almak ve bağımlı olmak istemiyorsanız, aspartam, süklaroz’u, ksilitol ve malitol gibi şeker alkollerini ve yoğun bir şekilde kullanılan, pazarlanan diğer bütün tatlandırıcıları bırakın.

EGZERSİZ ve BESLENME

Günümüzde önde gelen ölüm nedenleri kronik hastalık kaynaklıdır. Bunlar kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kanser ve hipertansiyon. Kişinin genetik yapısı bu hastalıklar yatkınlığı gösterse de; hatalı beslenme, sedanter yaşam, sigara ve alkol kullanımı gibi olumsuz yaşam tarzı kişinin elinde olan hastalık etmenleri olarak sayılabilir. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme programı ile kronik hastalıklara yakalanma riskini azalttığı gibi kişinin de psikolojisine olumlu etkileri vardır. Depresyon,  anksiyete ve uyku düzeninde iyileşme, vücutta doğal sakinleştiri olarak bilinen ‘’endorfin’’ salgılanmasını artırır.

Egzersizde nasıl beslenilmeli?

Egzersiz ile beraber kişinin enerji ihtiyacı artmaktadır. Enerjinin %50-65 in karbonhidratlardan sağlanmalı. Egzersiz sırasında enerji ihtiyacı için glikojen depolarının dolu olması gerekir. Dayanıklılık sporlarında özellikle kas glikojen deposunu artması istenir. Yağlar düşük şiddette uzun süren aerobik aktivitelerde temel enerji kaynağı olarak kullanılır.Düzenli egzersiz sıvı gereksinimini artırır. Su vücutta düzenleyici olarak görev yapar. Düzenli egzersiz yapan kişiler egzersiz öncesi, sırası ve sonrası, optimal performans için yeterli su tüketmelidir. egzersiz yaparken susama duygusu beklenmemeli düzenli aralıklarla su içilmelidir. 1 saatten uzun süren aktivitelerde karbonhidrat tüketimi performans açısından oldukça önemlidir. Spocu içeceklerinde bulunan glikoz, gereksinimi karışılamaya yeterlidir. Bu içecekler su, glikoz ve mineral içeriklidir, egzersiz sırasında yaşanan kayıpları tamamlamaya yardımcı olur.

Ne kadar protein tüketimine gereksinim vardır?

Proteinlere kas onarımı ve korunması için geresinim vardır. Kas gelişimi sadece diyetle daha fazla protein tüketmek değil, kuvvet egzersizleri ile uyarılır. Dayanıklılık sporu yapan sporcuların gereksinimi günlük 1.2 -1.4 gr/kg’dır. Kuvvet sporcularının gereksinimi ise yeni kas proteinlerinin oluşumu için günde 1.2-1.7 gr/kg’dır. Eğer bir diyet yeterli enerji sağlıyorsa, önerilen düzeyde protein diyetle kolaylıkla karşılanabilir. Yüksek proteinli diyetler kilo vermek için yararlıdır. Yüksek proteinli diyetlerin yararı ile ilgili kanıta dayalı veriler yoktur. Özellikle diyette karbonhidratın ya da yağın çok fazla sınırlanması çok zor tolere edilir. Düşük karbonhidrat alımı, performansı olumsuz yönde etkiler.

Peki siz sporculara neler önerirsiniz?

  • Her ana öğünde 20-25 gr protein tüketilmeli.
  • Uzun süreli egzersizlerden önce ve sırasında karbonhidrat ve protein birlikte tüketilmeli.
  • Egzersizden hemen sonra 20-25 gr yüksek kalite protein tüketilmeli.
  • Uykudan önce protein tüketilmeli

 

Egzersiz sonrası hangi içecekler, ne kadar içilmelidir?

Sporcu terleme sonucu kaybedilen sodyumun yanı sıra, sıvı ve enerji depolarının da hızlı yenilenmesine yardımcı olmak amacıyla, karbonhidrat ve sodyum içeren içecekleri tüketerek egzersiz sonrası rehidrasyonu sağlamayı önemsemelidir. Su, çay, bitki çayları, süt, ayran, sodalı ayran, kefir, boza, maden suları, taze sebze-meyve suları, malt içeceği, şalgam suyu…. Egzersiz sonrası sıvı desteği için iyi seçimlerdir.

Ergojenik desteklerden bahsedersek….

Egzersiz ve spor performansını artırmak amacıyla çeşitli ergojenik destekler kullanılmaktadır. Ergojenik destekler fiziksel görünümü etkilemek, yaralanmaları önlemek, hastalıkları tedavi etmek ve stresi azalmak için kullanılır. Kısaca, kişinin çalışma performansını artıran her uygulama ergojenik destektir.

Protein suplemanları kas gelişimini uyarır mı?

Piyasada yüzlerce çeşit protein tozu ve protein barı bulunur. Bu ürünler, genellikle kas büyüklüğünü ve gücünü artırıp, toparlanma süresini kısaltacağını iddia eder. Kas büyümesi için diyetle fazla protein tüketimine yönelim vardır. Bir sporcunun protein gereksinimi karşılamak için pahalı suplemanlardan sağlanan protein, dengeli bir diyette bulunan proteinden daha üstün değildir. Kuvvet ve dayanıklılık sporcuları, spor yapmayanlardan daha fazla proteine gereksinim duyar ve artan gereksinimlerini diyetleri ile rahatlıkla karşılayabilirler. Sporcular, daha fazla enerji aldıkları için diyetleri ile yeterli protein de alır. Protein suplemanlarının kullanımı zararlı değildir, ancak bu ürünleri kullanmak pahalı ve protein alımını arttırmak için gereksiz bir seçimdir. Önerilenin üzerinde protein tüketimi, bağışıklık sistemini daha güçlü kılmaz, saçları daha parlak yapmaz ve kas büyümesini uyarmaz.  Aslında yüksek miktarda protein alımı, dehidrasyona neden olabilir, vücutta yağa çevrilerek sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyebilir. Çünkü kasların temel enerji kaynağı karbonhidratlardır.

DUYGUSAL AÇLIK

Dönem dönem normalin üstünde yemek yiyor musunuz? Bunun sebebi yüzde 75 oranda duygusal duruma bağlıdır. Başka bir deyişle duygularla başa çıkmak için yemek yemeyi tercih ediyoruz. Ancak çok yemek yemenin yarattığı iyi duygular genellikle kısa süreli ve sonuçta kilo aldırdığı için mutsuzluk, stres ve pişmanlığı da beraberinde getiriyor.

Siz de her başladığı diyeti çok hızlı bir şekilde bozan, sabah kararlılıkla başlayıp ancak gün içerisinde tatlı krizi yaşayıp buna yenilen, yemek masasından kalkıp 10 dakika gibi kısa süre içerisinde açlık hissetmeye başlıyor iseniz “duygusal açlık” ile karşı karşıya olabilirsiniz. Fiziksel olarak midenizin dolu olduğunu bildiğiniz ama kendinizi hala aç hissettiğiniz her an duygusal açlık yaşıyor olabilirsiniz.

Çocukken ağlamanızı durdurmak için size şekerleme verildiğini ya da uslu durmanız için bir külah dondurma sözü verildiğini hatırlıyor musunuz?

Kendinizi, üzgün hissettikten hemen sonra bir kurabiye alırken ya da yalnızca sıkıldığınız için dondurma yerken buldunuz mu?

Aç olmasam bile ya da sırf benim yanımdakiler yiyor diye yemek yiyor muyum?

Bir şeyler beni üzüyorsa ya da bana stres veriyorsa yemek için bir şeyler arıyor muyum?

Yalnız ya da depresyonda olduğumda kendimi yiyecek ararken buluyor muyum?

Bunların herhangi birine evet yanıtı vermeniz, açlık gereksiniminizi karşılamanızın dışında başka amaçlarla da yiyecek tükettiğiniz anlamına gelir. Açlık duygusunu fizyolojik ve duygusal olmak üzere ikiye ayırıyoruz.

1)Fizyolojik açlık, vücudun enerji ihtiyacı için duyulan gerçek açlıktır.

2) Duygusal açlık ise vücudun değil, beynin açlığıdır. Özellikle stres, aşırı üzüntü, öfke, yalnızlık duygusu, günlük hayatın getirdiği güçlükler nedeniyle negatif duyguların tetiklenmesiyle oluşan hormonal değişimlerimiz doğrultusunda duygusal açlık ortaya çıkar.

Normal şartlar altında bir tabak yemekle doyduğunuzu bildiğiniz fakat o gün bir tabak yediğiniz halde doymadıysanız ‘dikkat’ dediğimiz noktaya gelmişsinizdir. İkinci tabağı yemeden önce kendinize ‘dur’ deyip 20 dakikanın dolmasını bekleyin. Bırakın beyne tokluk sinyali gitsin. 20 dakikadan sonra hala açsanız önce mutlaka su için ve bulunduğunuz ortamı 5-10 dakika dahi olsa değiştirin. Yaşadığınız şeyin duygusal açlık olduğunu, midenizin aslında dolu ve doygun olduğunu hissedeceksiniz.

Çikolata yemek istiyorsanız ’10 dakika sonra yiyeceğim’ diyerek zaman kazanmalı. Bu arada mutlaka önce bir bardak su içip, sonrasında dışarı çıkıp hava almalı.

Çalışan kişiler ofiste müzik dinleyerek dikkatlerini başka yöne yoğunlaştırabilir hem de rahatlayıp stresten uzaklaşabilir. Ev hanımı ise mutfaktan çıkmalı, o an bulunduğu ortamdan uzaklaşmalı. Kişi kendini 10 dakika sonrası için şartlandırmalı. Bu süre içinde yeme isteğiniz azalacaktır.

Stresin yol açtığı duygusal açlığı yenmenin en temel yollarından biri ise kasları aktive etmektir. Kaslar aktive oldukça stres azalır. Bunun için yürüyüş, yüzme, pilates, yoga gibi iyi hissettiren aktiviteler yapılabilir.

TUZ DOSYASI

Hemen herkesin kafasında soru işareti yaratan tuz dosyasını ele alalım. Pek çok tuz çeşidi var ve biz hangi tuzu tüketeceğimiz konusunda kararsız kalıyoruz.

Tuzları deniz tuzu, kaya tuzu, himalaya tuzu olarak üçe ayırabiliriz. Aslında himalaya tuzu da bir kaya tuzudur. İkisi arasında oluşum itibariyle fark olmamaktadır. İkisi de milyonlarca yıl önce var olan göl tuzunun, yer kabuğu katmanları altında jeolojik süreçlerden geçerek tektonizma ile basınç ve sıcaklık altında oluşmuşlar, kristalleşmişlerdir.

Kaya tuzu ne kadar şeffaf ve açık renkli ise içerisinde başka element karışımı yok ya da çok eser miktarlarda demektir.  Kaya tuzunun rengi kırmızı, sarı, siyahi kahverengi renklerde ise muhakkak bileşiminde başka elementler olduğu yani saf olmadığı anlaşılmaktadır. Kaya tuzu, yer altı kaynaklarında küçük ve büyük kristaller halinde yer alır; deniz tuzu ise daha küçük parçacıklar şeklinde bulunur.

Yemeklerde daha çok kaya tuzu kullanılır, yani sofra tuzu kaya tuzudur; deniz tuzu güzellik ve bakım ürünleri gibi çok farklı alanlarda tercih edilir.

Bu üç tuzun farkından çok en önemli konu rafine edilmiş tuz mu kullansak rafine edilmemiş mi?

Öncelikle tuz neden rafine edilir?

  • Rafine işlemi tuz kirli bir alandan elde ediliyorsa tuzu toksinlerinden arındırır.
  • Raf ömrünü uzatır.
  • Tuz daha temiz bir görüntü elde eder.
  • Rafinasyon sırasında tuz içeriği bazı mineralleri kaybeder bununla birlikte çok önemli bir takviye gerçekleşir.
  • İyot takviyesi

Türkiye’de iyot eksikliği sebebiyle sık görülen tiroit hastalıkları yıllardır tuzlara eklenen iyot takviyesi ile önlemektedir. İyot topraktan aldığımız bir mineral toprakta iyot yetersiz ise yetersiz iyot alırız. Yetersiz alım hastalık, büyüme gelişme geriliği, beyin gelişimi bozukluklarına sebep olabilir.

Tuz, eğer doktorunuz size iyotsuz tuz tüketin demediği müddetçe İYOTLU olmalıdır. Tuza iyot eklenmiş ise paketin üzerinde mutlaka belirtilir.

Kurban Bayramına Özel Beslenme Önerileri

Günlük beslenme alışkanlıklarının bayramda değişmesiyle beslenme düzeninizin bozulması durumunda kişilerde hazımsızlık, kabızlık, ödem, hipertansiyon, kan şekeri düzeylerinde bozulmalar gibi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Özellikle şeker hastaları ,yüksek kolesterol hastaları, kalp ve böbrek hastaları gibi kronik hastalıkları olan kişilerin beslenmelerine daha dikkatli olması gerekir.

  • KURBAN ETİNİ TÜKETİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kesilen kurban etinin ölüm sonrası katılığı sırasındaki etlerin güneş görmeyen serin bir ortamda (7-15 derecede) 3-4 saat bekletilmesi ,daha sonra ise 4 derecede bir süre daha bekletilmesi gerekir. Ölüm katılığının olgunlaşması için 24 saat bekletilen etin hem tadı daha iyi olacaktır hem de sindirimi esnasında sıkıntı olmayacaktır. Özellikle mide rahatsızlığı olan kişiler bekletilmeden et tükettiğinde mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik gibi problemleri olabilir .

  • KURBAN ETİNİN SAKLANMASI NASIL OLMALIDIR?

Besin zehirlenmeleri ve sağlık problemlerinin oluşmaması için etlerin depolanma sırasında dikkat edilmesi gereken durumlar vardır:

Kıyma haline getirilmiş etler hazırlandığı gün içinde kullanılmalı, kullanılana kadar soğutucularda 4 derecede tutulmalıdır.

Etleri dondurucuya koyarken kişi sayısına göre porsiyon yapılmalı ve çözülen et tekrar dondurucuya konulmamalıdır.

Etler derin dondurucuda -18 derecede 4- 6 ay süreyle depolanabilir.

Dondurulmuş etler, soğutucuda 6-8 saat kadar bekletilerek çözdürülmelidir. Etler derin bir kaba konularak soğutucularda çözdürülmeli, çözdürme sırasında etlerin sıvıları çevreye damlamamalı veya saçılmamalıdır.

  • ETİ PİŞİRİRKEN NE YAPILMALI

Etler mangal yapılacaksa; kömürleşecek şekilde kızartılmaması gerekir kömürleşen etler kanserojen maddelerin oluşmasına neden olur.  Etin ateşe yakın olması B1, B12, folik asit gibi vitaminlerin kaybına yol açmaktadır.

Yağlı etlerin üzerindeki yağı atsanız dahi yağ oranı yüksek olduğu unutulmamalı ve eti pişirirken iç yağı, kuyruk yağı veya sıvı yağ eklemeden kendi yağı ile pişirilmelidir.

Kavurma yaparken de ilave yağ konulmadan etin kendi yağı ile pişirilmelidir.

Kırımızı etin demir oranı yüksek oranda bulunur ve demirin vücuttaki emilimini artırmak için etin yanında  limon soslu, salata (domates, yeşilbiber, maydonoz, …) tüketilmelidir.

Etli sebze veya kurubaklagil yemeklerinde ilave yağ ( kuyruk yağı ,iç yağ veya sıvıyağ) eklenmeden etin kendi yağı ile pişirilmelidir.

  •  GÜNLÜK BESLENMENİZDE PROTEİN İÇEREN BESİNLERİ DENGELİ TÜKETİN

Kurban bayramında kırmızı et tüketiminin fazla olması protein alımını artırırken yağ alımını da artırmaktadır. Günlük beslenmenizde bunu dengelemek kaloriyi dengelerken sağlık problemlerinin oluşma ihtimalini de azaltır. Dengeli beslenmeyi yapmak için her öğünde salata veya sebze olmasına özen gösterin. Yumurta ,süt, yoğurt, peynir tüketiminizde miktarları sınırlandırın.

Et tüketimini genel olarak öğle öğününde tercih edilmeli akşam ise sebze tüketilmelidir.

  • ŞEKER ORANI AZ TATLILARI TERCİH EDİN

Kızartılmış ve şerbetli tatlılar kan şekerinizde ani dalgalanmalara yol açar , özellikle şeker hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir. Şerbetli tatlılar yerine miktarına dikkat edilerek  az şekerli sütlü tatlı veya meyveli tatlılar, dondurma gibi hafif tatlılar tercih edilebilir. Bayram ziyaretlerindeki İkram edilen şekerli tatlıların, çikolataların veya şekerlemelerin tüketimini olabildiğince az olmasına dikkat edin.

  • SAKATAT TÜKETİMİNE DİKKAT EDİLMELİ

Bayramda sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınılmalıdır.

 

 

 

 

 

 

Whatsapp