Gebelikte beslenmedeki temel amaç; annenin fizyolojik gereksinmeleri karşılamak, annenin besin öğesi depolarını dengede tutmak ve fetusun normal büyüme ve gelişmesini sağlamak olarak sıralanabilir. Doğacak bebeğin büyümesi ve sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel ve zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır ve bebek tamamen anneden alacağı besinlerle sağlıklı  olacaktır.

PROTEİNLER

Gebeliğin son 6 ayında fetusun hızla büyümesine bağlı olarak proteine olan gereksinimi artar. Gebeliğin erken dönemlerinde maruz kalınan protein alım yetersizliği düşüklere ve gelişim bozukluklarına neden olduğu, gebeliğin geç dönemlerinde maruz kalınan yetersiz alımın  ise düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğmasına neden olduğu belirtilmektedir.
Anne adayının düşük protein alımının çoklu gebeliklerde büyüme geriliğine, erişkin dönemde ise hipertansiyon, böbrek fonksiyonlarında ve bağışıklık sisteminde zayıflama gibi sağlık problemlerine neden olmaktadır. Bunların yanı sıra iskelet sistemini gelişimi üzerine de önemli etkileri olduğu yapılan çalışmalarda belirtilmektedir.
Protein içeren besin grupları kümes hayvanları, balık, kırmızı et, kuru baklagil ve yumurta girmektedir.

Vejetaryen olan ve protein gereksinimlerinin büyük bir kısmını bitkisel kaynaklı besinlerden sağlayan anne adaylarına öğünlerinde mutlaka kaliteli protein kaynakları bulundurmaları önerilir. Bunun için kuru baklagiller mutlaka tüketilmesi önerilir.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ
Kalsiyumdan zengindir. Kalsiyum, gebeliğin 8. haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerin gelişimi için gerekli bir mineraldir. Gebeliği ilerlemesiyle bebeğin kalsiyum düzeyleri annedeki düzeylerin üzerine çıkar ve bu nedenle gebelik döneminde kalsiyum gereksinimi artmaktadır.
Bu besin grubunda ise süt ,yoğurt, kefir ,peynir girmektedir.

TAHILLAR

Günlük enerji ihtiyacımızın çoğunu tahıllardan karşılarız. Yapılan çalışmalarda gebelik süresince aşırı karbonhidrat sınırlamalarının, protein ve enerji yeterli miktarlarda alınsa bile bebekte beyin gelişimi üzerinde olumsuz etki yaptığı belirtilmektedir.
Ekmek, pirinç, makarna, bulgur, patates gibi besinler bu grubun içerisinde yer almaktadır.

SEBZE VE MEYVELER

Vücudumuz için gerekli vitamin, mineral ve posa ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı diğer iki grup ise sebze ve meyvelerdir. Bu besin gruplarından günlük minimum 5-6 porsiyon tüketilmesi gebelik döneminde ihtiyaçların karşılanması için yeterli olacaktır. Böylece gebelikte sıklıkla karşılaşılan kabızlık sorunu azalacak ve birçok sağlık sorunu yaratan aşırı kilo alımı engellenecektir.

YAĞLAR

Gebeliğin son üç ayında hızla büyüyen beyinin %50-60’ı yağlardan oluşmaktadır.
Özellikle gebeliğin geç dönemlerinde alınan yağ asidi ve türevleri başta sinir sistemi olmak üzere kalp, damarlar ve gözlerin sağlıklı gelişimi, normal büyüme için gereklidir. Haftada 2 kez balık tüketilmesi ile birlikte her gün bir miktar zeytinyağı ve buna eşit miktarda mısırözü veya az miktarda fındık, badem tüketilmesi bu yağ asitlerinin dengelenmesini sağlayacaktır.

Önemli Yağ Asitleri:
Omega 3: somon, sardalye, uskumru,
Omega 6:soya yağı, ay çiçek yağı, mısırözü yağı
Omega 9: fındık ve zeytinyağı, ceviz, fındık yağı

FOLİK ASİT

Anne adaylarının özellikle yeterli almaları gereken bir vitamin olan folik asit B grubu vitaminlerindendir.Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren “B9 vitamini” yani folik asit alınması çok önemlidir.
Sigara içimi, alkol kullanımı ve uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı da anne adayının folik asit düzeylerini azaltır. Çilek, brokoli, kuru baklagiller, tam buğday unu, yağlı tohumlar ve yapraklı sebzeler folik asitten  zengin gıdalardır.

DEMİR:
 
Gebelikte, bebeğin gereksinimleri ve kan hacmindeki artış nedeniyle demir gereksinimi 2. ve özellikle 3. trimestirde artmaktadır. Gebelerde demir emilimi artmaktaysa da diyetle alınan miktar gereksinimi karşılamaya yetmez. Bu nedenle gebeliğin ikinci yarısından itibaren annelerin vücuttaki demir depolarının durumuna göre ek demir içeren preparatlar almaları önerilmektedir. Gebelerde demir eksikliği; düşük doğum ağırlıklı bebek riskinde artma ve erken doğum gibi komplikasyonlara zemin hazırlar. Ayrıca bebekte motor gelişim ve koordinasyonda bozulma, büyüme gelişme geriliği dil ve okul gelişiminde bozukluk, azalmış fiziksel aktivite, yorgunluk, dikkat eksikliği ve enfeksiyonlara karşı dirençte azalma gözlendiği belirtilmektedir.

İYOT

İyot insan vücudunda çok az miktarlarda bulunan eser bir elementtir. Gebelerin iyot gereksinimleri karşılanmaması durumunda iyot eksikliğine bağlı olarak bebeklerde doğumsal anomaliler ortaya çıkmaktadır. Fetusta iyot yetersizliği düşükler, ölü doğumlar, perinatal ölümler, ağır gelişme, cücelik, hipotiroidi, zekâ geriliği, konjenital sağırlık ve serebral palsi gibi sorunlara neden olmaktadır. Konjenital olarak tiroid hormon eksikliği olan bu bebeklerde fizik ve mental gelişme geriliği, kemiklerde ve yumuşak dokularda gelişim bozuklukları görülebilir. Tüm bu nedenlerle gebelikte başka bir problem yok ise mutlaka iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir.

 

Yeşim Üngör Aktar
Takip Edin

Yeşim Üngör Aktar

Beslenme ve Diyet Uzmanı - Dorest Güzellik ve Obezite Merkezi
Lisans dönemini 2017 yılında Artvin Çoruh üniversitesinden mezun olarak tamamlamıştır. Lisans hayatı boyunca Klinik beslenmesi, Anne ve Çocuk Beslenmesi, Hastalıklarda Beslenme ve Kurumsal Beslenme Üzerine eğitimler almış olup , Adana Numune eğitim ve Araştırma Hastanesinde, RTE Eğitim ve araştırma hastanesinde, Artvin Devlet Hastanesinde Stajyer Diyetisyen olarak eğitimini tamamlamıştır. Kanser ve Beslenme, Sporcu Beslenmesi üzerine eğitimlere katılmıştır. 2017 yılında bir catering firmasında Kurum Diyetisyeni olarak, 2018 yılının ilk aylarında ise Adana'da Ozon Terapi Ünitesinde Klinik Diyetisyeni olarak çalışmıştır. 2018 Eylül ayından itibaren Dorest Güzellik Merkezinde çalışmaktadır.
Yeşim Üngör Aktar
Takip Edin

Yeşim Üngör Aktar Son Yazıları (Tümünü Gör)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp